Hürriyet: “Kırmızı Bluz Şüphe Çekti” haberi üzerine

Haberi okumak için resme tıklayabilirsiniz.

Haberi okumak için resme tıklayabilirsiniz.

Bugün Hürriyet’te yayınlanan bir habere göre tüm bir Narkotik Operasyonu’nun başarıya ulaşmasındaki tek neden, haberde ismi geçen kişinin “Kırmızı Bluz” giymiş olması. Şimdi buradan nasıl bir anlam çıkarmalıyız? Kırmızı yerine maviyi tercih etmiş olsaydı Maria Elvira Figueroa Alarcon, operasyon güme mi gidecekti?

Hayır, gerçekten “kırmızı bluz”un bir anlamı varsa, haberde neden yer almıyor? Yoksa, neden DHA muhabiri anlamsızca bu başlığı ve ayrıntıyı da katmış habere?

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Bu ilanda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız…

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Soru: Superman logosunu, ters ya da düz, renkleriyle oynanmış-oynanmamış halde, bir ilanda -üstelik de hiçbir ibare koymadan- kullanmanın doğru bir hareket olduğunu düşünüyor musunuz?

İlan metni: (logo altı) Yukarıda bir yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız, DVD kazanmış olduğunuzu düşünüyoruz.

Hürriyet Film Klubü ilanı; 10 Ekim 2009 sayfa 40, Hürriyet

Hürriyet Film Klubü ilanı; 10 Ekim 2009 sayfa 40, Hürriyet

Vakit vs. Zekâ

Maymundan geldiğini iddia eden kimse yok ama o malum 3 Maymun gazetecilik işine girebiliyor pekâla, kanıt apaçık ortada.

Bir bilimsel gerçeklik üzerine oyun oynanmak, aşağılamalarda bulunmak isteniyorsa, önce o bilimsel fikrin temellerini iyi öğrenip, kendi içindeki doğruluklar üzerine oynamak gerek. Yoksa küstahlıkla gidilebilecek yer, populizmin ancak en düşük kademelerinde yer alır… Alaya almak isteyen alay konusu olmaktan da kurtulamaz…

konuyla ilgili Vakit Gazetesi haberi:

Darwin Şarlatanları Ortalığı Karıştırdı!

Darwinizm propagandası yapılan “Creation” filmi Amerika’da yasaklanırken Türkiye’de çok enteresan bir sergi düzenleniyor… Akademik şaklabanların pohpohladığı “Darwin Now” sergisine Bilkent Üniversitesi ev sahipliği yapıyor. Darwinist serginin arkasında Yahudi örgütlerin de olduğu iddia ediliyor.

Darwin hakkında çekilen ilk uzun metrajlı film olan “Creation” ABD’de gösterilecek salon bulamadı. Geçtiğimiz Perşembe günü Toronto Film Festivali’nde galası yapılan filmde Darwinist propaganda yapılması duyarlı Hristiyanları da öfkelendiriyor. Bilindiği gibi Hristiyan cemaatlerin büyük bir bölümü teslis inancını inkar etme fikrine götüren Darwinizmle savaşır.

KÜSTAH FILM ABD’DE GÖSTERILMEDI

resim87111_2Film, Amerikalı dağıtımcılar tarafından “Amerikan halkının evrim teorisine karşı olumsuz tutumu” nedeniyle reddedildi. Amerikalı dağıtımcıların halkın tepkisinden çekinerek gösterime sokamadığı filmin yapımcısı Jeremy Thomas, “Konusu nedeniyle hiçbir dağıtımcıyla anlaşma yapılmadı” şeklinde konuştu. Küstah film Amerika’da dahi gösterime giremezken Ankara’da bir grup sol kırması profesör aynı fikrin sergisine ev sahipliği yapıyor. Beckett’in Godoşu lakaplı bir grup anarşist ve homoseksüelden oluşan grup da Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek olan bu sergiye destek verdiklerini belirtti.

MÜSLÜMANLARI ÇİLEDEN ÇIKARAN SERGİ DURDURULSUN

Bilkent Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı ‘Darwin Now’ sergisinde körpecik zihinlere ateizm propagandası yapılıyor. Amerikalıların gösteremediği cesareti bizde yaşını başını almış profesörlerin göstermesi duyarlı Müslümanların da tepkisine yol açıyor.

Maymundan geldiklerini iddia etmekte ısrarlı olan bu profesörler Charles Darwin’in doğumunun 200. yıldönümünde sergiyi düzenleyerek mübarek Ramazan gününde İslami duyarlılığı iyice artan Müslümanları çileden çıkartıyor. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz araştırmacı-yazar Mikail Akad, Darwinizm propagandası yapılan küstah sergiyi eleştirerek “Hamdolsun ki bu film Türkiye’de gösterilmedi. Bir düşünsenize burada da gösterildiğini. Provokasyon gayesiyle yapılan bu tür filmlerin yönetmenlerini şiddetle kınıyorum.

Bu mübarek Ramazan gününde imani duygularımıza hakaret edercesine Darwinist propaganda yapan sergi düzenleyen şarlatanlara ise ne desen boş. Bunlar madrabazdır. Laftan da anlamazlar. Yetkililerden 15 Ekim’e kadar sürecek olan bu sergiyi hemen durdurmalarını istiyorum. Olası birtakım çılgınlıklardan yine Müslümanlar sorumlu tutulacak. Önce kışkırtırsın, sonra da sorumlu tutarsın… Bu Amerikan politik stratejisidir. Kimse lütfen gaza gelmesin.

DHKP-C’NİN TEŞEKKÜRÜNÜ YAYINLAYAN CUMHURİYET’İN DARWİNİST TAVRI…

DHKP-C terör örgütü lideri Dursun Karataş’ın taziye ve teşekkür ilanını yayınlayan Kemalist yayınlarıyla dikkat çeken Cumhuriyet gazetesinin, haberi “Darwin’e ABD darbesi” şeklinde duyurması “Darwin’e Cumhuriyet desteği” şeklinde yorumlandı. Darwinist serginin arkasında Yahudi örgütlerin de olduğu iddia ediliyor.

Her ne kadar bu adi “gazete”nin sitesine trafik göndermek istemesem de, ibretlik okuyucu yorumlarını kaçırmamak adına gene de bir göz atın derim…

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Sabah | 6 Eylül 2009

sabah_logoGazetelerin hep kaynak vermemesinden dem vuruyorum, ama bir şekilde kaynak verip anlamsız haberlerini alay edilme hedefi haline getirenler de var; mesela Sabah Gazetesi, mesela Sabah Pazar’da kullandığı “the Onion“dan alıntıladığı ve kaynak olarak da bunu belirttiği şu haberi gibi.

Ünlü oyuncu Meryl Streep, bir mektup yazarak “Benim rol aldığım bir tek sinema başyapıtını adlandırabilir misiniz?” diye sordu. Mektubu, onion.com’dan aldık.

Onion.com hakkında herhangi bir açıklama yapmaksızın -bilinçli mi yoksa gerçekten tufaya düştüklerinden mi merak ediyorum- bu mektubun bir haber olarak sunulmuş olması, gerçekten gazetelerin yer doldurmak adına ne gibi anlamsız hareketlerde bulunduklarının göstergelerinden yalnızca biri. Şunun unutulmaması gerek: Sabah Gazetesi eğlenceli, gerçek olmayan haberler yayınlama iddiasıyla ortaya çıkmış bir kuruluş değil, yani bir açıklama yapmaksızın Onion.com’dan bu alıntıyı yapmalarının ardında sığınabilecekleri bir açıklama yok.

Bilmeyenler için the Onion’ın gerçek olmayan eğlenceli haberler yapan bir gazete olduğunu belirteyim.

Sabah linki: http://www.sabah.com.tr/Ekler/Pazar/Guncel/2009/09/06/meryl_streepten_mektup_var

Onion linki: http://www.theonion.com/content/opinion/name_one_masterpiece_of_cinema

Şu aralar biraz iş yoğunluğundan biraz da medyayı sinirlerimin eskisi gibi kaldıramamasından dolayı fazla tarama yapamıyorum, bu nedenle gelen blog önerileri çok yardımcı oluyor. Gözümden kaçmış bu konuyu dikkatime sunduğu için Koray Özbudak’a çok teşekkürler ediyorum.

Sabaj Gazetesi, sözkonusu alıntı haberle ilgili bugün bir açıklama yapmış:

Sakın yanlış anlamayın, bu siteye kanmayın

Geçtiğimiz hafta Pazar SABAH’ta Meryl Streep’in ağzından bir mektup yayımlandı. Oldukça samimi ve komik şeyler yazıyordu Streep. Kaçıranlar için özetle, şöyle diyordu Oscar’lı yıldız: “Evet, iyi bir oyuncu olduğumu biliyorum… İki Oscar kazandım ve 15 kez aday gösterildim. Bu bir rekor. Bütün bunlara rağmen fark ettik ki Meryl Streep adı bir tane unutulmaz filmle birlikte anılmıyor… Sonuç şu: 60 yaşındayım, adımın birlikte anıldığı bir One Flew Over The Cuckoo’s Nest/Guguk Kuşu veya Bonnie and Clyde/Bonnie ve Clyde filmim yok. Meryl Streep: ‘Büyük oyuncu, sıradan filmler.” Mektup çok beğenildi, kendisiyle barışık yapısı ve alçakgönüllülüğüyle herkesin takdirini kazandı, Streep. Ama gözden kaçırılan önemli bir detay vardı: Haberin spotunda da belirttiğimiz üzere mektup, www.onion.com’dan alınmıştı!

devamı için: Sakın yanlış anlamayın, bu siteye kanmayın

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

CNBCe’yi kaybettiğimiz an! İkoncan açılımı!

gossipFazla yoruma gerek yok, sadece ağır eleştirilerle yerden yere vurmak gerek acımasızca. Bir reklamın amacının ne olduğunu, ne gibi kodlamaların işin içine dahil olduğu elbette hepimizin bilgisinde… ama bugüne dek belirli bir seviyeyi korumayı başarmış bir kanalın kendini bu duruma sokması acı, mide bulandırıcı geliyor…  Sanırım tv boyutunun yanısıra, zaten medyanın sanal olarak oluşturmuş olduğu bir ilgi alanına yönelik ilanıyla, halkla ilişkiler açısından da yeni yayın dönemine girmiş CNBCe… kutluyorum, ayakta alkışlıyorum!

Konuya dikkatimi çeken Anıl Bilge‘ye teşekkürler.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Basından Notlar | 05.09.2009

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Bugün medyada gözüme çarpanlara dair aldığım notlardır, gün içinde güncellenmesi olasıdır:

Milliyet.com anasayfa başlığı

Milliyet.com anasayfa başlığı

Milliyet: Mersin’de türbanlı iki kadın parkta tabancayla vuruldu

Hep bir soru var ya kafamda bu seferki de şu; başlıkta bu “türbanlı” kelimesinin eklenmesi otomatik olarak birilerinin bu haberi kendi yönlerine çekip, kendilerince yorumlamasına neden olmaz mı? Her türlü ayrımın / ayrımcılığın had safhada olduğu bu ülkede, hele ki olayın kendisiyle hiç mi hiç ilişkisi olmayan bir nitelemenin başlığa aktarılmasının ne gibi bir önemi vardır; ya da niyet gerçekten başka mıdır? Milliyet ve aslında tüm basının başlıklarda seçtiği kelimelerde, yaşadıkları ülkenin mevcut durumunu gözardı etmeden, sansasyonel başlık yapalım hırsından arınarak, sorumlu davranmasını ve en azından onların yersiz ayrımcılık tanımlamalardan uzak durmalarını diliyorum.

Milliyet ve diğerleri | 03 Eylül 2009

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Uzun bir aranın ardından Milliyet’le özensizlik başlığının altını doldurmaktayım.

Bugünkü haberimiz şu: İki Türk Labaratuarda Altın Üretti

Zaten, bozuk imlasıyla sansasyonellik adına atılmış başlık, sayfalarca devam eden bu haberin asparagas olup olmadığını sorgulatan ilk uyarıcı oluyor.

Ardından bazı kelimeler göze çarpıyor; Harry Pottur gibi, Isaae Nevton, ‘”Visİta Interiora Terra; Rectificando Invçnies Oeeultum La-pidem” gibi gayet özensiz yerleştirilmiş kelime öbekleri…

İlk etapta bu denli özensiz, ve hatta yanlış bilgilendirmelerle dolu yazının doğal olarak ancak asparagas olacağını düşünüyorum… sonra nette ufak bir tarama yaparak gayet ciddi, nano-biyolojik bir çalışma olduğunu öğreniyor, haliyle gazeteye küfrediyorum.

Açıkçası bu anlamsız kopyala yapıştır tekniğini tek kullananın Milliyet olmadığını da öğreniyorum. Aynı özensizliği yansıtan HaberTurk ve Zaman Gazetesi’ni ve artık umursamadığım daha bir çok gazeteyi yaptıkları harika işten dolayı tebrik ederek bu girişe son veriyorum.

Not: Gazetelerin internet yorum sayfalarında, her şeyi tek bir yerinden yorumlayan kör, milliyetçi racon kesmekten başka bir şey bilmeyen, aciz ve ezik yorumculara da selam ediyorum.

Eğer çalışmayı yapan Prof. Mehmet Sarıkaya’nın hakkını vermek isteyenler varsa http://faculty.washington.edu/sarikaya/ linkini ziyaret edebilirler.

İki Türk labaratuarda altın üretti

Bir hafta boyunca tek bir gazete…

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Bir sorum var, eğer cevap ve yorumlarınızı paylaşırsanız çok sevinirim.

Eğer tüm bir hafta boyunca, yalnızca tek bir gazeteyi takip edecek olsanız bu hangisi olurdu ve neden?

Yorum ve cevaplarınızı buradan ya da twitter’da e_yerlikhan hesabımdan iletebilirseniz çok sevinirim.

İnternet kullanıcıları gibi geniş tayflı bir kitle içinde yürüttüğüm,  13 Eylül 2009 Pazar geceyarısına kadar sürdürmeyi düşündüğüm anketin sonuçlarını ise aralıklarla güncelleyerek, gene buradan aktaracağım. Katkılarınız için şimdiden çok teşekkürler.

not: gerçekten sonucunu merak ettiğim, ve daha fazla cevaba ulaşmak istediğim için anketin süresini  13 Eylül akşamına kadar, bir hafta daha uzatmış bulunmaktayım.

Medyadan Notlar | 29 Ağustos 2009

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Medyaya, özellikle de yazılı basına dair aldığım ufak notlar… Konular hakkında yorumlarınız olursa,  görüş paylaşımının hem yazan hem de diğer okuyacak kişiler açısından önemli olduğunu belirtmek isterim, özellikle bu başlık altına ekleyeceğiniz yorumlar için şimdiden teşekkür ederim!

Öncelikle, ilk aklıma takılan ve içime büyük sıkıntılar sokan şu konuyu dile getireyim:

Medya acaba şu anda, Münevver Karabulut cinayetini -bilinçli ya da bilinçsiz- ne yönde şekillendirdiğinin farkında mı? Şu son iki gündür çıkan haberlere baktığımızda vurgunun cinayete değil, “kıskançlık” duygusuna verilmekte olduğunu, pek çok tv muhabirinin çileden çıkartıcı sorularıyla vahşi bir cinayeti mantığa bürüme çalışması içinde olduğu görülüyor maalesef. Öyle ya, bu milletin kırmızı çizgileri var ne de olsa, töre mesela bunlardan biri ve bir de genel bir erkeklik haysiyeti kavramı söz konusudur bu ülkede… Kanunen değilse bile belki, halkın gözünde ve zihninde hemen empatik bir duruş veliriverir. Şu anda yapılmakta olan haberler de, yapılan türlü türlü yorumlar ışığında değerlendirildiğinde, böyle bir durumun oluşmaya başladığının işaretleri görülebiliyor; ve bu tüyler ürpertiyor!

Oysa, bir cinayetin mantıklı bir nedeni olabilir mi? Çok yakında Cem Garipoğlu ortaya çıkar ve yargı sürecinde işin içine hafifletici sebepler de girerse hiç şaşırmayacağım…

Gazetelerin bazılarında yayınlanan bir diğer haber ise Hayrettin Karaca’nın ekranda çıldırdığını konu ediyor; haberlere göre spikerin boynuna sarılarak, “İşte böyle sıkacaksınız siyasilerin boğazını!” demiş… Çeşitli tarafların (Vakit vs. Doğan Medya vs. Ciner grubu) yorumları elbette kendilerine yonttukları, yorumlar. O yüzden kısaca kendi yorumumu yapayım:

Hayrettin Karaca’nın programdaki eylemi konusundaki abartılı başlıkları yersiz buluyorum fazlasıyla. Bir mizansen yaratmış ve göresellikle birleştirmiş mesajını, bunu çarpıtmaya ve hemen bir kavgaya taraf etmeye gerek yok… Aslında tahminimce “katarsis anı” beklentisinde milyonların da her an içten içe yapmak istediği şeyi dile getirmiş… Benim gibi medyanın tutumundan her daim şikayetçi olanlar için de bu örneği bir medya mensubu üzerinde göstermesi benim açımdan artı bir ödül ayrıca… :) Gazetelerden ve televizyonlardan ricam ise, haberleri özetlerken kullandıkları cümleleri ve gazete başlıklarını biraz düşünerek, seviyeli bir biçimde atmaları: örneğin HaberTürk’ün yaptığı gibi Hayrettin Karaca çıldırdı tarzı başlıklar hem gerçeğin nüansını yansıtmıyor, hem de fazlasıyla ayıp oluyor!

Köşeyazarlarına ve aslında genelde gazetelere bir not düşmek istiyorum; HaberVaktim’de bugün gene konu edilen bir haber, Hasan Pulur’un intihal meselesi… Konu hakkında yorumum fazla yok; intihalin her türlüsüne karşı olduğum dışında. Ama gazetecilere, köşeyazarlarına böyle haberlere konu olmamaları gerektiğini, yayıncılık anlayışında son derece ciddi bir tavır içinde özgünlüğü ön plana almaları gerektiğini hatırlatmak isterim. İçimden gelmese de, eleştirdiklerim gibi davranamayacağımın bilinciyle haberin linkini de ekleyeyim: Doğan’ın yazarının hırsızlığı kesinleşti

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Gazetelerde çıkan bilim haberleri üzerine…

Aklımda beliren kısa kısa sorular oluşuyor bu konuda, sanırım bu da gazetelerde yer alan bilim içerikli haberler konusunda gireceğim ilk blog girişi olacak…

İlk sorum şu:

Gazetelerin, Üniversite ve Bilimsel Kuruluşların çalışmalarını izleyen bilim muhabirleri, danışmanları var mı? Yoksa retweet.com gibi bir siteye girip en çok tıklanan bilim haberlerini çevirip aynen yapıştırıyorlar mı gazetelerine? Bu aslında retorik bir soru, istisnalar muhtemelen bulunabilir ama yaygın olarak böyle bir oluşumun medya bünyesinde bulunmadığı aşikar aslında…

Soruyu sormamı gerektiren en son örneği paylaşayım…

Elektronikte devrim yapacak gelişme -Radikal

Washington Üniversitesi’nden araştırmacılar, yeni geliştirilen ve elektriği ileten bir plastikten ürettikleri plastik devrenin, daha ucuz ve ince olduğunu, ayrıca esneyebildiğini belirtti.

Haberin altında ise bir kaynak bulunmuyor, öyle bir hava var ki haberde Radikal muhabiri Washington Üniversitesi’yle son çalışmalar konusunda irtibata geçmiş ve yazmış…

Şunu eklemek istiyorum, bu tür eleştirileri yalnızca bir okur olarak yapmaktayım, o yüzden sektörün işleyişi konusunda bilmediğim, anlamadığım pek çok konu olabilir; bu tür haber yayınları da belki normaldir; dileğim medya çalışanlarının da görüşlerini alabilmek bu ve bunun gibi daha evvelden değindiğim konular hakkında.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.