











Medyaya, özellikle de yazılı basına dair aldığım ufak notlar… Konular hakkında yorumlarınız olursa, görüş paylaşımının hem yazan hem de diğer okuyacak kişiler açısından önemli olduğunu belirtmek isterim, özellikle bu başlık altına ekleyeceğiniz yorumlar için şimdiden teşekkür ederim!
Öncelikle, ilk aklıma takılan ve içime büyük sıkıntılar sokan şu konuyu dile getireyim:
Medya acaba şu anda, Münevver Karabulut cinayetini -bilinçli ya da bilinçsiz- ne yönde şekillendirdiğinin farkında mı? Şu son iki gündür çıkan haberlere baktığımızda vurgunun cinayete değil, “kıskançlık” duygusuna verilmekte olduğunu, pek çok tv muhabirinin çileden çıkartıcı sorularıyla vahşi bir cinayeti mantığa bürüme çalışması içinde olduğu görülüyor maalesef. Öyle ya, bu milletin kırmızı çizgileri var ne de olsa, töre mesela bunlardan biri ve bir de genel bir erkeklik haysiyeti kavramı söz konusudur bu ülkede… Kanunen değilse bile belki, halkın gözünde ve zihninde hemen empatik bir duruş veliriverir. Şu anda yapılmakta olan haberler de, yapılan türlü türlü yorumlar ışığında değerlendirildiğinde, böyle bir durumun oluşmaya başladığının işaretleri görülebiliyor; ve bu tüyler ürpertiyor!
Oysa, bir cinayetin mantıklı bir nedeni olabilir mi? Çok yakında Cem Garipoğlu ortaya çıkar ve yargı sürecinde işin içine hafifletici sebepler de girerse hiç şaşırmayacağım…
Gazetelerin bazılarında yayınlanan bir diğer haber ise Hayrettin Karaca’nın ekranda çıldırdığını konu ediyor; haberlere göre spikerin boynuna sarılarak, “İşte böyle sıkacaksınız siyasilerin boğazını!” demiş… Çeşitli tarafların (Vakit vs. Doğan Medya vs. Ciner grubu) yorumları elbette kendilerine yonttukları, yorumlar. O yüzden kısaca kendi yorumumu yapayım:
Hayrettin Karaca’nın programdaki eylemi konusundaki abartılı başlıkları yersiz buluyorum fazlasıyla. Bir mizansen yaratmış ve göresellikle birleştirmiş mesajını, bunu çarpıtmaya ve hemen bir kavgaya taraf etmeye gerek yok… Aslında tahminimce “katarsis anı” beklentisinde milyonların da her an içten içe yapmak istediği şeyi dile getirmiş… Benim gibi medyanın tutumundan her daim şikayetçi olanlar için de bu örneği bir medya mensubu üzerinde göstermesi benim açımdan artı bir ödül ayrıca…
Gazetelerden ve televizyonlardan ricam ise, haberleri özetlerken kullandıkları cümleleri ve gazete başlıklarını biraz düşünerek, seviyeli bir biçimde atmaları: örneğin HaberTürk’ün yaptığı gibi Hayrettin Karaca çıldırdı tarzı başlıklar hem gerçeğin nüansını yansıtmıyor, hem de fazlasıyla ayıp oluyor!
Köşeyazarlarına ve aslında genelde gazetelere bir not düşmek istiyorum; HaberVaktim’de bugün gene konu edilen bir haber, Hasan Pulur’un intihal meselesi… Konu hakkında yorumum fazla yok; intihalin her türlüsüne karşı olduğum dışında. Ama gazetecilere, köşeyazarlarına böyle haberlere konu olmamaları gerektiğini, yayıncılık anlayışında son derece ciddi bir tavır içinde özgünlüğü ön plana almaları gerektiğini hatırlatmak isterim. İçimden gelmese de, eleştirdiklerim gibi davranamayacağımın bilinciyle haberin linkini de ekleyeyim: Doğan’ın yazarının hırsızlığı kesinleşti












Girildi: Basından Notlar | » yorum bırak;